El Terlemesi Sorunu ve Tedavisi

Gonderen: YasaR |Tarih: Temmuz 19th, 2008

Yaşadığımız ortamda sıcaklık sabit değildir. Sıcaklık, yılın muhtelif mevsim, gün ve saatlerinde değişir ve iklimlere göre farklılıklar vardır. Ancak dış ortam sıcaklığı ne olursa olsun, vücut iç sıcaklığının belirli dar aralıkta tutulması gerekir. Vücudumuzda meydana gelen kimyasal olayların hızı sıcaklık ile değişir. Enzim sistemleri en uygun işlevlerini çok dar bir sıcaklık aralığı içinde gerçekleştirebilirler. Bu nedenle normal vücut fonksiyonlarının sürebilmesi için vücut ısısının belirli dar sınırlar içinde sabit tutulması gereklidir.

Vücut ısısı çevre ısısından yüksek olduğu zaman bu ısı enerjisinin bir kısmı: kondüksiyon (iletim), konveksiyon (taşıma) ve radyasyon (ışıma) ya da terleme (buharlaşma) yoluyla çevreye verilir.


Kondüksiyon (iletim) yolu ile ısı aktarımı cisimlere veya havaya temas ile olur. Örneğin soğuk bir sandalyeye oturunca sandalye ile vücut ısısı eşitleninceye kadar ısı sandalyeye aktarılır.

Konveksiyon (taşıma) yolu ile ısı aktarımı hava akımı ile olur. Vücudun sıcaklığı vücutla temas halindeki havayı ısıtarak ısısını aktarır. Ancak bu hava değişmezse ısı kaybı durur. Isınan hava rüzgar, vantilatör, klima gibi etkenlerle yenilenirse ısı aktarımı daha da artabilir. Su içinde kondüksiyon ve konveksiyon ile ısı kaybı çok daha fazla olur.

Radyasyon (ışıma, yansıma) yolu ile ısı aktarımı ısının birbiri ile temas etmeyen farklı sıcaklıktaki iki nesne arasında birinden diğerine kızılötesi ısı ışınlarıyla elektromanyetik yayılma ile iletilmesidir. Örneğin; hava sıcaklığı sıfırın altında iken oldukça hafif giysilerle üşümeden kayak yapılabilmesinin nedeni karların güneş ısısını yansıtarak oluşturdukları bu radyasyon etkisidir.

Ancak, çevre ısısı deriden daha yüksek olduğu zaman, kondüksiyon, konveksiyon ve radyasyon yoluyla ısı kaybedilmez, aksine kazanılır. Bu şartlarda, vücudun ısıdan kurtulması için tek yol terleme ve buharlaşmadır ve bu yolla her zaman ısı kaybedilebilir. Gerektiğinden fazla ısınan vücudumuz bu sayede normal ısı seviyesine getirilir. Sıcak havalarda toprak testi içine konulan suyun testinin terlemesi sonucu soğuk kalması veya ıslak tutulan karpuzun soğuk kalabilmesi bu şekilde olmaktadır.

Araştırmalar vücut ısısının beynimizde bulunan küçük bir merkez tarafından kontrol edildiğini göstermektedir. Vücudun ısı dengesini sağlayan ve termostat gibi çalışan bu merkeze ısı düzenleme (termoregülasyon) merkezi adı verilir. Normalde 36, 8°C ye ayarlanmış olan bu termostatın farklı nedenlerle ayarı bozulabilir.

Isı düzenleme merkezi beynin orta alt kısmında hipofiz bezinin biraz üzerinde bulunan yaklaşık 4 g ağırlığında olan hipotalamus denilen beyin bölgesindedir. Hipotalamusun ön tarafı vücut ısı artınca, arka tarafı ise vücut ısısı düşünce devreye girer ve bazı mekanizmaları harekete geçirerek vücut ısısını düşürücü ya da yükseltici işlemleri başlatır. Vücudun sıcaklık bilgileri derin dokulardaki ve derideki özel reseptörler (algılayıcılar) tarafından ölçülür ve myelinli (yalıtılmış) sinir lifleri yoluyla ısı düzenleme merkezine ulaştırılır.

Vücut iç sıcaklığı sıcak bir ortama girilince veya farklı nedenlerle arttığında ve sıcaklık vücuttan ısı kaybını sağlayan normal yollarla (iletim, taşıma, ışıma, buharlaşma) düşmezse; bu sıcaklığı düşürmek için ısı düzenleme merkezi kontrolünde iki mekanizma (damar genişlemesi ve terleme mekanizması) çalışmaya başlar. Bu mekanizmalara çalışma sinyalleri ise sempatik ve parasempatik olmak üzere iki bölümden oluşan otonom (kendiliğinden çalışan) sinir sistemi yoluyla cilt kılcal damarlarına ve ter bezlerine iletilir.

Vazodilatasyon (damar genişlemesi) ile derideki kan akışı artırılarak iç sıcaklık deri bölgesine ve dışarıya aktarılarak çevreye verilmeye çalışılır. Normal şartlarda ve istirahat durumunda deride kalp debisinin (belirli zamanda pompalanan kan miktarının) % 5-10’u kadar kan bulunur. Sıcaklığın aşırı artması durumunda kalpteki kan debisinin % 50-60’ı deriye gönderilebilir. Vücut sıcaklığında 1 °C’lik artış, kalbin dakikada 18 defa daha fazla atmasına sebep olur.

Isınan derideki sıcaklık iletim, taşıma ve radyasyon ile kaybedilemezse terleme mekanizması devreye girer. Vücutta 1 g suyun buharlaşması ile 0,58 kilokalori ısı kaybedilir. Normal şartlarda hissedilmeden deri yoluyla 500 ml, akciğer ve solunum yolu 350 ml kadar buharlaşama olur. 

Terleme mekanizması ile ısı kaybetmek için sadece terleme yetmez terle atılan suyun buharlaşması gerekir. Terin buharlaşma derecesi ortamın nemine bağlıdır. Herkes tarafından bilindiği gibi insanlar nemli havada sıcağı daha fazla hisseder. Bu olay terin daha az buharlaşmasına ve buharlaşmadan önce deride geniş bir alana yayılmasına bağlıdır.

Elbise kıvrımları arasında tutulan hava, deriye komşu hava tabakasının kalınlığını artırır. Böylece vücuttan ileti ve hava akımının (konveksiyon) tesiriyle ısı kaybedilme hızı çok azalır. Ancak suyun buharlaşmasını engelleyen elbiseler, ortamdaki su buharının kısmi basıncının artması ve hava dolaşımının azalması gibi dış unsurlar önemli bir soğutma şekli olan terlemeye tesir eder. Diğer taraftan yünlü elbiseler teri emer ve onun kolayca buharlaşmasını sağlar. Pamukluların, yüne göre teri tutma özelliği daha yüksektir.

 

Yorum Yaz...